Tenet

Christopher Nolan‘ın uzun zamandır merakla beklenen, pandemiden dolayı bir süre ertelenen, nihayet Ağustos ayında sinemalarda gösterime giren yeni filmi Tenet'in kritiği ile karşınızdayım. Öncelikle Tenet'in anlamı ile başlayalım. Kelime anlamı olarak prensip(inanç&iman) anlamına gelen Tenet, aslında 5 kelimelik Latin palindromundan biri, tamamı, sator square(veya ratos square) olarak adlandırılıyor. Altalta yazılınca sağdan sola, soldan sağa, yukarıdan aşağıya bir palindrom oluşuyor.

 

SATOR AREPO TENET OPERA ROTAS

Filmin konusuna gelecek olursak, James Bond hayranı Nolan‘ın ajanlık sularında yüzdüğü tam bir bilim-kurgu ve espiyonaj hikayesi diyebiliriz. Merkezde dünyanın düzenine meydan okuyan bir kötü adam ile bu durumu bertaraf etmeye çalışan bir kahramanın olduğu iyi-kötü savaşı da diyebiliriz başka bir bakış açısıyla.

 

Öncelikle Nolan, önceki filmlerinde olduğu gibi seyirciye her şeyi açıklama yoluna gitmemiş. Çoğu yerde "bu kim, nereden geldi, şimdi ne oldu böyle" diyorsunuz. Kolay takip edilmiyor ve bir hayli yoruyor film(yaklaşık 2,5 saat). Inception filmini en az 2 kere izleyerek anlayanlardansanız bu filmi en az 3-4 defa izlemeniz gerekebilir şimdiden söyleyeyim:) Temposunun hiç düşmemesi, dünyanın farklı yerlerinde yapılan çekimler ve sıkıcı tekrarlara düşmemesi filmin en büyük artısı. Senaryoya da bir hayli kafa patlatmış yönetmen. Yine bir Nolan klasiği olarak çekimler en gerçekçi olacak şekilde yapılmış. Mesela havalimanındaki uçak patlama sahnesinde gerçekten bir uçak patlatmışlar. Ayrıca Estonya'nın başkenti Tallin‘de çekilen, otoyolda arabaların geri geri gittiği sahnede de tamamen gerçek çekimler yapılmış.

 

Biraz daha filmin konusunun derinliklerine dalalım. Öncelikle görkemli bir opera baskını sahnesiyle açılıyor film. Sonradan anlıyoruz ki, başrolümüz(isimsiz) The Pratoganist(Kahraman) için bir sadakat testiymiş bu operasyon. Daha sonra "Tenet" kodunun kullanıldığı bir ajan kuruluşunun parçası olarak görev veriliyor kahramanımıza.

 

Görev ise bazı cisimlerin zamanda ters-yüz edildiği, adeta bir geri çekime maruz kaldığı bir gelecekten gelen teknolojinin, bir çete tarafından dünyanın sonu anlamına gelebilecek faaliyetler için kullanıldığı ve kahramanımızın da bu teknolojinin bir kısmını kullanarak düşmana karşı savaşa girişmesi diyebiliriz. Gelecekte, zamanda ters yüz harekete geçebilmek için oluşturulan formülün(algoritma), çetenin elebaşı Andrei Sator( Kenneth Branagh)‘ın peşine düşmesiyle dünya içim ölüm kalım savaşı başlıyor. Zaman turnikeleri kullanarak (bu detaya çok girmeyeyim, filmi izleyin:)) belirli bir zamana giderek hypocenter adında bir yeraltı çukurunda algoritmanın saklandığını öğrenen tenet ekibi iki gruba ayrılıyor. Kırmızı takım zamanda düz ilerlerken mavi takım zamanda tersten ilerleyerek eşzamanlı operasyon yapıyorlar. Filmin son 30-40 dakikasına denk gelen bu operasyon sahnesi muazzam. Zamanda düz ve ters yönde eşzamanlı ilerleyen ekiplerin aynı anda yaptığı baskının çekimleri tam bir yönetmenlik şaheseri.

 

Oyunculuk olarak söylenebilecek çok bir şey yok. Herkes elinden geleni yapmış. Çok ön plana çıkan yok zaten filmde. En beğendiğim ise Neil rolüyle Robert Pattinson. Yakın zamanda yeni Batman olarak göreceğimiz aktörü hala Twilight serisiyle hatırlayan yoktur sanırım. Bir de kötü adamımız Andrei Sator‘un saplantılı bir şekilde sevdiği eşi rolündeki Elizabeth Debicki'yi(Kat) de sayabiliriz beğendiklerim arasında. Başrolde oynayan John David Washington (evet, Danzel Washington'ın oğlu:) iyi bir performans sergilese de ‘‘başrolde başka bir olsa daha iyi olmaz mıydı acaba'‘ dedirtmedi değil.En beğenmediğim ise maalesef Kenneth Branagh(Andrei Sator) oldu.Kendisi çok iyi bir oyuncu/yönetmen olsa da bu konuda

 

Nolan da suçlu,keza bir İngiliz'den Rus'u canlandırmasını ve Rus aksanıyla İngilizce konuşmasını istemek Nolan'ın hatası. Daha gerçekçi birine verilebilirdi rol. Branagh elinden geleni yapsa da olmamış, çok karikatürize kalmış karakter.

 

Senaryoda boşluklar olsa da, bazı anlar Türk filmlerinde bile görebileceğimiz klişeler barındırsa da son derece özenle çekilmiş, emek verilmiş bir film Tenet. Belki Nolan'ın en iyi filmlerinden biri değil ama ortalama aksiyonlardan fersah fersah iyi bir film.

 

Muhakkak izleyin, bir kere izlemeniz yetmeyecek muhtemelen, izlerken çok yormayın kendinizi:)

 

Daima sinemayla kalın, keyifli seyirler...


Paylaş: